Aralık 6, 2009
İngiliz dilinde iğne deliği (pinhole) fotoğraf literatürün de ise karanlık oda ya da karanlık kutu (camera obscura) adıyla anılan fotoğraf tekniği oldukça basit bir ilaveye dayanır. Söz konusu ilke bugünkü bilgilerimize göre yaklaşık olarak milattan önce besinci yüzyıldan beri bilinmektedir. Çinli düşünür Mo Ti deneysel gözlemleri sonucunda karanlık bir ortama açılan küçük bir delikten giren ışığın dışarıda bulunan ışıklı nesnenin tümüyle baş aşağı bir yansımasını meydana getirdiğini yazmıştı.
Işık ışınları ile araştırmacı insanin zeka pırıltısının çakışması kuskusuz Mo Ti ile sınırlı kalmadı. MÖ 4. yüzyılda Aristo; 10. yüzyılda ise ışık ışınlarının doğrusal yayılımı ilkesini bulan Ibn Al-Haytam; 15. yüzyılda Leonardo da Vinci ve Paolo Toscanelli; 16. yüzyılda Gemma Frisius ve 19. yüzyılda Sir David Brewster karanlık bir ortama açılan iğne deliğinden sızan ışığın giziyle ilgilendiler.
Sir David Brewster’in karanlık oda/kutu tekniğiyle 1850′lerde elde ettiği ilk fotografik görüntüler izleyen yıllarda Crookes Spiler Abney gibi isimler tarafından gerek malzeme gerekse teknik açısından geliştirildi.
Karanlık oda/kutu tekniğiyle yapılan fotoğraf çalışmaları günümüzde de film ve kart malzemeleri dışında 19. yüzyıl sonundaki tekniğin aynisi ile yürütülmektedir.
Gerek teknik gerekse tanım çok basittir: Karanlık oda/kutu fotoğrafı objektifsiz fotoğraftır. Bilinen fotoğraf makinelerindeki objektiflerin yerini 025-1 mm çapındaki bir delik alır. Işık bu delikten geçer ve karanlık ortam sağlayan kameranın içinde bulunan ışığa duyarlı yüzey üzerinde bir görüntü oluşturur.
Hokkabazlar Organizasyon olarak biz, geçmişte bulunan bu materyali profesyonel ellere teslim edip ölümsüzleştirmek istediğiniz tüm özel anlarınızı ömür boyunca saklayabilirsiniz. Bu hizmeti size sağlamak tüm kamera çekim ekiplerimizin yegâne görevidir.